9 Şubat 2013 Cumartesi

Anne!! ben nefret ettim..



 Merhaba sevgili okur,



Uzun zamandan sonra seninle buluşmak çok güzel. Bu yazımda da güldürmek isterdim. Fakat bu sefer düşündürmek istedim.

Biraz ağır, biraz yoğun ama çok gerçek bir yazı...Bugün işleyeceğimiz konu nefret..
İçimizdeki, dilimizdeki, gözümüzdeki ve dile getiremediğimiz, bizi teslim alan gizli düşman  nefret...


Kendisi dünyanın en iğrenç duygusudur.. Hani tiksine tiksine yaptığımız şeyler vardır ya hayatta. İşte nefret bu listenin en başında.. Mesela ben neden buna mecbur bırakılıyorum? Neden güvenmenin sonunu gözyaşlarına bırakıyorum? Neden bu cevapsız sorularla başbaşa kalıyorum? Aslında tek istediğim kafamı yastığa koyduğumda uyumak. Sessiz ve sakince uyumak.. Kime ne zarar verir benim güzel rüyalarım? Kendime sorular sormuyor da değilim. Her sorunun cevabını kendimde aramaktan da sıkıldım. Kendimde aradığım her cevap beni başa sürüklüyor. Kısa yol çubuğu gibi hayat. Kısa...
 



 Tiksiniyorum nefretten ama  yaşıyorum. Bu duyguyu nasıl dile getireceğimi bilmediğim de doğrudur. Binlerce kelime geçiyor isyan ederken aklımdan. Fakat her saniyesinde kendimi susarken buluyorum. Çığlık atmak istiyorum, belki saldırmak istiyorum, belki küfür etmek istiyorum ama ben yine de susmaya karar veriyorum. Bir türlü denk getiremiyorum doğru kelimeleri. Çünkü sevgiyle dolu o kadar büyük bir yüreğim var ki, nasıl nefret etmesini isterim ondan? Ona bile ihanet ediyorum nefret etmek uğruna..

Nefret sevginin kardeşi olamaz. Kim dediyse nasıl avutmuş kendini.. Kendine sorduğu sorulardan nasıl bir cevap bulmuş kendine.. Nasıl yaşamış bu yalanla? Ne büyük bir acı, ne boşa yaşanmış bir hayat..

Bu hayatta ya ağlayan oluyorsun ya da ah alan..Bedelini ödemeyi göze alamıyorsan ağlıyorsun..Gerçekler senin hissettiğin.. Doğrular senin bildiğin.. Vermek gereken tek bir karar var. Sen bu hayatta hangi tarafı seçiyorsun?

Ağlayan mı olmak istiyorsun, ah alan mı.?

Bana sorarsan ben kararımı verdim... 
Nefret ediyorum.. Sonuna kadar, bıkmadan, usanmadan..


 

6 yorum:

  1. Çok yorgun bir yazı...Ben schqer bu arada murat hani şu twitten neden yazmıyorsun diye hesap soran kişi:P beyninin kaosu kaleminde mürekkep ne denmeli ? onu demişsindir...Kalemine mürekkep ,)
    MaliBu

    YanıtlaSil
  2. Rifaa İbni Rafi (r.a) anlatıyor: "Bir gün Resulullah sav.'in arkasında namaz kılıyorduk. Nebi a.s rukudan başını kaldırıp, "SemiAllahu limen hamideh." dedi bir kişi arkasından "Rabbena ve leke'l hamd.HAMDEN KESİYRAN TAYYİBEN MÜBAREKEN FİH" (Rabb'imiz! Övgüler ancak Sana'dır. Övgülerin en çoğu, en temizi, en mübarek olanı...) Resulullah (s.a.v) nanamazını bitirince sordu: " Onu kim söyledi." bir adam "ben" (Hz.Ebubekir) deyince, Nebi (s.a.v) şöyle buyurdu: "otuzdan fazla meleği onu yazmak için birbirleriyle yarışırken gördüm." ( secdeye varırken okunur ben bunu lise yıllarında öğrenmiştim)inş.tüm okuyanlar yaparlar. .

    YanıtlaSil
  3. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  4. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  5. "Tiksiniyorum nefretten ama yaşıyorum. Bu duyguyu nasıl dile getireceğimi bilmediğim de doğrudur. Binlerce kelime geçiyor isyan ederken aklımdan. Fakat her saniyesinde kendimi susarken buluyorum. Çığlık atmak istiyorum, belki saldırmak istiyorum, belki küfür etmek istiyorum ama ben yine de susmaya karar veriyorum. Bir türlü denk getiremiyorum doğru kelimeleri." bu kısmı bu bır yıldır okadar sık yaşıyorumki anlatmak istesem belki bukadar iyi olmazdı.

    YanıtlaSil